Kahramanmaraş merkezli depremlerde Adana'da yıkılan Tutar Yapı Sitesi'nin C Bloku'nda meydana gelen olayla ilgili yürütülen soruşturmada, kamu görevlilerine yönelik hazırlanan bilirkişi raporu tartışmalara neden oldu. Raporda, binanın yıkılmasında asli kusurlu bulunan müteahhit ve teknik sorumlu dışında, belediye görevlilerinin kusursuz olduğu belirtildi.
Adana'nın Çukurova ilçesindeki Tutar Yapı Sitesi'nin C Bloku'nun yıkılması sonucu 63 kişi hayatını kaybetmiş, 12 kişi yaralanmıştı. Bu olayla ilgili olarak, binanın zemin katındaki tadilat ve kaçak dubleks gibi ihmallerin sorumlusu olduğu iddia edilen sanıklar ile teknik uygulama sorumlusuna bilinçli taksirle ölüme neden olma suçundan hapis cezası verilmişti. Ancak, olayın ardından kamu görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin soruşturma izni süreçleri ve hazırlanan bilirkişi raporu, hayatını kaybedenlerin yakınları ve avukatları tarafından eleştirildi.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, Seyhan ve Çukurova belediyelerinde görevli imar ve şehircilik müdürleri ile yapı kontrol müdürlerinin de aralarında bulunduğu 16 kamu görevlisi hakkında soruşturma izni verilmişti. Bu kapsamda bir inşaat mühendisi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, müteahhit, teknik uygulama sorumlusu ve tadilat yapan kişiler asli kusurlu olarak gösterilirken, belediye görevlileri kusursuz olarak değerlendirildi.
Müşteki avukatları, tek bir inşaat mühendisi tarafından hazırlanan bu raporun yetersiz olduğunu savunarak, dosyanın teknik üniversite heyeti tarafından incelenmesini talep etti. Avukat G.Ö., daha önceki üniversite raporlarında belediye görevlilerinin kusurlu bulunduğunu hatırlatarak, son rapordaki kusursuzluk tespitlerine tepki gösterdi. Özdoğru, hazırlanan raporun kopyala-yapıştır yöntemiyle hazırlandığını, başka bir binanın bilgilerinin dahi yer aldığını belirterek, 63 kişinin hayatını kaybettiği bir dosyada bu denli özensiz bir raporun kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Özdoğru, depremin üzerinden geçen uzun zamana rağmen kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin iddianamede henüz bir ilerleme kaydedilemediğini belirterek, adalete olan güvenin sarsıldığını ifade etti. Soruşturmanın halen 'görevi kötüye kullanma' suçundan yürütülmesine anlam veremediğini dile getiren Özdoğru, dönemin belediye başkanı hakkındaki soruşturma izni taleplerinin reddedilmesine ve Danıştay'daki itiraz sürecinin uzamasına da dikkat çekti. Taleplerinin dosyanın üniversite heyetine tevdi edilerek daha kapsamlı ve doğru bir bilirkişi raporunun hazırlanması yönünde olduğunu sözlerine ekledi.