İran ile ABD arasındaki gerilim, askeri çatışmanın ötesinde ekonomik bir dayanıklılık testine dönüştü. Wall Street Journal gazetesinin haberine göre, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı, iki ülkenin de birbirini geri adım atmaya zorladığı mücadelenin merkezinde yer alıyor.
Washington yönetimi, İran'ı müzakere masasına oturtmak amacıyla ambargo ve ekonomik yaptırımları kullanıyor. Yakın zamanda açıklanması beklenen yeni yaptırım kararlarıyla Tahran üzerindeki baskının artırılması hedefleniyor.
Savaşın etkileri altındaki İran ekonomisi, ciddi bir enerji kriziyle karşı karşıya. Günlük 29 milyon litrelik benzin açığı yaşanırken, petrol ihracatı da büyük ölçüde durma noktasına geldi. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkenin önemli gelir kayıpları yaşadığını doğruladı.
Hürmüz Boğazı'nın kapalı olması, İran'ın ithalat maliyetlerini artırıyor ve tedarik süreçlerini zorlaştırıyor. Savaşta hasar gören fabrikalarda üretim yapılamaması da ekonomik daralmayı derinleştiriyor.
Tahran'ın stratejisi ise Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasıyla petrol fiyatlarının yüksek seviyede seyretmesini sağlamak. Bu durumun küresel ekonomi ve ABD üzerinde mali baskı oluşturması amaçlanıyor. İran'ın, yükselen enerji fiyatlarıyla ABD Başkanı Donald Trump'ı ara seçimler öncesinde zor durumda bırakmayı hedeflediği değerlendirmeleri yapılıyor.
Mevcut durumda, ABD yaptırımlarla İran'ı zayıflatmaya çalışırken, İran da enerji piyasalarını baskı altında tutarak siyasi ve ekonomik bir denge kurmayı amaçlıyor. Her iki taraf da diğerinin geri adım atmasını bekliyor.