Malatya'nın Battalgazi ilçesinde 5.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. AFAD'ın duyurusuna göre, dün sabah saat 09.00'da gerçekleşen sarsıntı çevre illerden de hissedildi. Depremin ardından bölgede eğitim ve öğretime bir gün süreyle ara verildi.
Malatya'daki bu deprem, Türkiye'nin deprem gerçeğini bir kez daha gündeme getirdi. Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Ahmet Ercan, yaptığı değerlendirmede, Malatya'daki depremin 6 Şubat 2023'teki büyük depremlerin artçısı olduğunu belirtti. Prof. Dr. Ercan, M5.6 büyüklüğündeki bir depremin betonarme yapılarda yıkıma neden olmayacağını, ancak taş evlerde duvar çatlakları, baca yıkılmaları ve minarelerde çatlamalara yol açabileceğini ifade etti. Gelecek günlerde daha büyük bir deprem beklentisi olmadığını da sözlerine ekledi.
TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu, Cumhuriyet gazetesine yaptığı açıklamada, 6 Şubat depremleri sonrasında geçen üç yılda gerekli derslerin alınmadığını savundu. Prof. Dr. Giritlioğlu, yıkılan şehirlerde yeniden inşa sürecinin aynı planlama anlayışıyla ilerlediğini gözlemlediğini belirtti. Hatay ve Adıyaman'daki örneklerde, kentlerin tek bir ana arter üzerine kurulması nedeniyle yıkım sonrası ulaşımın aksadığını, ancak yeni binaların da benzer şekilde inşa edildiğini vurguladı.
Prof. Dr. Giritlioğlu, rant odaklı planlama anlayışının kentleri depreme karşı daha dirençsiz hale getirdiğini söyledi. Önceden plansızlık eleştirisi yapılırken, artık rantın merkeze alındığı ve her şeyin bilerek planlandığı bir dönem yaşandığını ifade etti. Rantı odağa koyan bu anlayışın, plansızlıktan daha tehlikeli olduğunu tespit etti. Yüksek fiyatlı yapılaşmayı ve rant odaklı imar düzenini 'mekan arsızlığı' olarak tanımlayan Prof. Dr. Giritlioğlu, topyekun bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç olduğunu belirtti. Bu süreçte yurttaştan mimara, mühendisten yöneticiye kadar herkesin etik anlayışla hareket etmesi gerektiğini, aksi takdirde tüm toplumun kaybeden olacağını vurguladı.
Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şerif Barış ise depremle mücadelenin merkezi yönetimden yerel yönetime, sivil toplum kuruluşlarından ailelere kadar bir bütün olduğunu belirtti. Bu halkalardan birinin eksik olması durumunda tam bir mücadeleden söz edilemeyeceğini ifade etti. Hiçbir kurumun da depreme tam olarak hazır olmadığını dile getiren Prof. Barış, kurumların ortak hareket etmesi ve tatbikatların daha sık yapılması gerektiğini söyledi. Deprem travması yaşayan vatandaşlara ruh sağlığı desteği sağlanmasının önemine değinen Prof. Barış, ailelere de büyük görevler düştüğünü belirtti. Çocukların deprem farkındalığının altını çizen Prof. Barış, deprem öncesi hazırlık, alınması gereken önlemler ve deprem anı ile sonrasında yapılması gerekenleri içeren bir aile planlaması doğrultusunda hareket edilmesinin büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.