Psikiyatri uzmanları, bireylerin ikili ilişkilerinde yaşadıkları yoğun şüphe ve kaygı durumlarını içeren İlişki Obsesif Kompulsif Bozukluğu (ROCD) konusunda bilgilendirmelerde bulunuyor. Normal ilişki şüphelerinden farklı olarak bu durum, kişinin partnerine veya ilişkinin kendisine yönelik sürekli ve müdahaleci düşünceler geliştirmesiyle karakterize ediliyor.
South London and Maudsley NHS Trust bünyesinde görev yapan konsültan psikiyatrist Prof. David Veale, ROCD'nin normal ilişki süreçlerinden ayrıldığını belirtti. Veale'e göre, bu rahatsızlıkta düşünceler günün büyük bir kısmını domine edebiliyor ve ciddi bir zihinsel enerji kaybına yol açabiliyor. Durumun, bireylerde yoğun anksiyete ve sürekli bir onay arayışı gibi kompulsif davranışlara neden olduğu ifade ediliyor.
Reichman University'den klinik psikolog Prof. Guy Doron tarafından yapılan araştırmalara göre, ROCD temel olarak iki kategoriye ayrılıyor. Birinci kategori olan ilişki merkezli ROCD'de birey kendi duygularından şüphe duyarken; ikinci kategori olan partner odaklı ROCD'de ise partnerin potansiyel kusurlarına odaklanılıyor. Doron, sosyal medyanın sunduğu 'mükemmel ilişki' imajının bu tür şüpheleri tetikleyebileceğine dikkat çekiyor.
İngiltere'de yaşayan 24 yaşındaki S. ve 7 yıldır bu durumla mücadele eden 24 yaşındaki G. isimli bireyler, yaşadıkları süreci "zihinsel işkence" olarak tanımlıyor. Uzmanlar, bu durumun partner sevgisinin eksikliğiyle değil, aksine obsesif bozukluğun kişinin en değer verdiği alanları hedef almasıyla ilgili olduğunu vurguluyor. Tedavi süreçlerinde bilişsel davranışçı terapi (CBT) ve ilaç kullanımının önemli bir yer tuttuğu belirtiliyor.