Emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, İzmir'de gazetecilerle bir araya gelerek önemli açıklamalarda bulundu. Hava Harp Okulu öğrencisi V.B.'in eğitim sırasında hayatını kaybetmesi üzerine Bağcıoğlu, Milli Savunma Bakanlığı'nın kamuoyunu daha hızlı bilgilendirmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, askeri sağlık sisteminin yeniden yapılandırılması çağrısında bulundu.
Yalova'daki Hava Kuvvetleri Komutanlığı 18'inci Ana Üs Komutanlığı'nda meydana gelen olayda yaşamını yitiren V.B.'in ailesine ve arkadaşlarına başsağlığı dileyen Bağcıoğlu, genç yaşta yaşanan bu acı kaybın derin üzüntü yarattığını belirtti. Bağcıoğlu, vefat nedeni henüz tam olarak belirlenmemişken yapılan açıklamalardaki gecikmenin bilgi boşluğu yarattığını ve farklı yorumlara yol açtığını ifade etti. Bu tür durumlarda Milli Savunma Bakanlığı Basın Müşavirliği'nin daha hızlı ve etkili açıklamalar yapması gerektiğini söyledi. Kurumsal sosyal medya hesaplarının yanı sıra, benzer olaylarda acil bilgilendirme yapacak hızlı reaksiyon hesaplarının da aktive edilmesini tavsiye etti.
Bağcıoğlu, V.B.'in vefatının, askeri sağlık sisteminin önemini bir kez daha gündeme getirdiğini dile getirdi. Mevcut sistemin günün şartlarına göre revize edilerek yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurgulayan Bağcıoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de bu konudaki ısrarlı taleplerini hatırlattı. Alınan derslerle birlikte revize edilmiş bir askeri sağlık sisteminin kurulmasını beklediklerini sözlerine ekledi.
Ankara'da şehit aileleri ve gazilerin özlük hakları için yaptığı eyleme de değinen Bağcıoğlu, Meclis'e sunulan kanun tekliflerini hatırlattı. Gazilerin, Gazi Meclis'in birkaç yüz metre ötesinde hak arama mücadelesi vermek zorunda bırakılmalarının tüm Türk milleti adına bir ayıp olduğunu belirtti. Şehit aileleri ve gazilere sahip çıkılması gerektiğini söyledi.
Karadeniz'deki savaşın deniz güvenliğini ciddi şekilde tehdit ettiğini belirten Bağcıoğlu, Türk bayraklı gemilere yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu vurguladı. Dört yıldır devam eden savaş sürecinde Karadeniz'deki deniz güvenliğinin risk boyutuna ulaştığını ifade etti. Türk bayraklı gemilerin isabet alması ve denizcilerin kaybedilmesinin egemenlik hakları açısından önemli sonuçları olduğunu dile getirdi.