1692 yılının kış aylarında, Massachusetts Körfez Kolonisi'ndeki Salem kasabasında tuhaf olaylar yaşanmaya başladı. Kasaba rahibi Samuel Parris'in kızı B.P. ve yeğeni A.W., aniden garip davranışlar sergiledi. Kızlar çığlıklar atıyor, açıklanamayan sesler çıkarıyor, vücutlarını anormal şekillerde büküyor ve kendilerini yere atıyorlardı. Yerel doktorun bu nöbetlere tıbbi bir açıklama getiremeyip teşhisi 'şeytani bir etki' olarak koymasıyla, kasabayı yüzyıllarca unutulmayacak bir korku ve panik dalgası sardı.
Kısa sürede diğer genç kızların da benzer belirtiler göstermesi üzerine, kasaba halkı ve dini liderler 'cadıların' kimliğini belirlemek için baskı oluşturdu. İlk suçlananlar toplumun dışlanmış ve savunmasız bireyleri oldu: Rahip Parris'in Karayip kölesi Tituba, kimsesiz ve yoksul Sarah Good ve yaşlı Sarah Osborne. Sorgulamalar sırasında Tituba'nın baskı altında suçlamaları kabul edip şeytanla işbirliği yaptığını beyan etmesi, kasabadaki cadı avını başlattı ve korkunun yayılmasına neden oldu.
Hızla kurulan özel mahkemede, duruşmalar bilimsel kanıtlara değil; şüpheye, dedikoduya ve 'tayf kanıtı' olarak adlandırılan soyut iddialara dayandırıldı. Cadılıkla suçlanan kişilerin kendilerini aklaması neredeyse imkansızdı; zira suçlamayı reddedenler idama mahkum ediliyor, suçunu kabul edip başkalarının adını verenler ise hapisle kurtulabiliyordu. Bu durum, insanların hayatlarını kurtarmak için komşularını, arkadaşlarını hatta aile bireylerini bile iftira atarak suçlamasına yol açtı.
Yaklaşık bir yıl süren bu kitlesel histeri boyunca 200'den fazla kişi cadılıkla suçlandı. Aylar süren yargılamaların ardından 19 kişi asılarak idam edildi, bir kişi taşlar altında ezilerek öldürüldü ve en az 5 kişi de elverişsiz hapishane koşullarında hayatını kaybetti. Olayların kontrolsüz bir noktaya ulaşması ve önde gelen isimlerin de suçlanmaya başlanması üzerine valinin müdahalesiyle özel mahkeme feshedildi. Salem Cadı Mahkemeleri, günümüzde dini fanatizmin, kitlesel histerinin, yargısız infazın ve adalet sisteminin manipüle edilmesinin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğinin simge vakalarından biri olarak kabul edilmektedir.