FutureBright ve Yüzyıllık Markalar Derneği tarafından gerçekleştirilen kapsamlı araştırma, Türkiye'deki tüketici davranışlarını ve "köklü marka" algısını mercek altına aldı. 600 katılımcı ile yapılan çalışma sonucunda, tüketicilerin bir markayı köklü olarak tanımlaması için ortalama 54 yıllık bir geçmiş şartı aradığı tespit edildi.
Güven ve Nesillerarası Kullanım Ön Planda
Araştırma verilerine göre, köklülük algısının temelini "nesillerarası kullanım" ve "güvenilirlik" oluşturuyor. Katılımcıların yüzde 76'sı bir markanın nesiller boyu kullanılmasını en önemli kriter olarak görürken, yüzde 69'luk bir kesim uzun yıllar aynı isimle var olmayı esas alıyor. Yerel kökenli olma durumu yüzde 50 oranında etkili bulunurken, kuruluş yılının belirtilmesi ve marka hikayesinin paylaşılması diğer önemli unsurlar olarak kaydedildi.
Kuşaklar Arasındaki Algı Farklılıkları
Kuşak bazlı yapılan analizlerde, köklülük kavramına bakış açısının değiştiği gözlemlendi. 18-29 yaş aralığındaki Z kuşağı için köklülük bir "kimlik ve aidiyet sinyali" olarak değerlendirilirken, 45 yaş ve üzeri grupta bu oran yüzde 84'e yükseliyor. Y kuşağı sürekliliğe, X kuşağı ise yerleşik kalite ve istikrara odaklanıyor.
İstanbul Tarihi Markaların Merkezi Konumunda
Şehir bazlı verilere göre, katılımcıların yüzde 62'si İstanbul'u tarihi markaların en yoğun bulunduğu şehir olarak tanımladı. İstanbul'u sırasıyla Ankara (yüzde 13), Bursa (yüzde 11), İzmir (yüzde 10) ve Gaziantep (yüzde 6) takip ediyor. Tüketicilerin yüzde 76'sı ise markaların köklü olduklarını kanıtlamasını önemli bir gereklilik olarak görüyor.
Sahte Miras Algısı Güveni Zedeliyor
Araştırmanın dikkat çeken bir diğer bulgusu, "sahte köklülük" algısının yarattığı riskler oldu. Katılımcıların yüzde 69'u, gerçekte köklü olmayan markaların tarihi bir imaj yaratmaya çalıştığını düşünüyor. Bu durumun marka güvenini yüzde 85 oranında olumsuz etkilediği belirtildi. Ayrıca, katılımcıların yüzde 89'u köklü markalar için bağımsız bir akreditasyon sisteminin kurulmasını talep ediyor.