Uluslararası ilişkilerde yaşanan gelişmeler, dünyayı yeni bir Soğuk Savaş dönemine sürüklediği endişesini artırıyor. Beyaz Saray'a yakın kaynaklara göre, İran ile ABD-İsrail koalisyonu arasındaki gerilim, finansal yaptırımlar ve askeri teyakkuzla devam ediyor. Hürmüz Boğazı'ndaki durumun yakın zamanda çözülmesinin beklenmemesi, enerji fiyatları üzerinde küresel bir etki yaratıyor.
Bu durumun aylarca sürmesi ve sıcak bir çatışma ihtimalinin belirmesi, 2026 yılına Soğuk Savaş atmosferini taşıyor. ABD'li yetkililer, ülkenin ne savaşla ne de anlaşmayla çözülebilecek donmuş bir çatışma sarmalına girmesinden endişe duyuyor. Bu senaryoda, ABD güçlerinin bölgede uzun süre kalması ve Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmaya devam etmesi öngörülüyor.
Başkan Trump'ın, yeni askeri saldırılar düzenlemek ile finansal yaptırımların İran'ı müzakereye zorlamasını beklemek arasında kararsız kaldığı belirtiliyor. Trump'ın yakın çevresinden aktarılan bilgilere göre, İran'a yönelik sert bir tutum sergilenmesi gerektiği düşünülüyor. Bir danışman, Trump'ın durumdan rahatsız olduğunu ancak gerçekçi davrandığını, güç kullanmak istemediğini ancak geri adım da atmayacağını ifade etti.
Yaklaşan ara seçimler öncesinde bu belirsizlik süreci, Trump için siyasi ve ekonomik açıdan olumsuz bir senaryo olarak değerlendiriliyor. Başkanın danışmanları çözüm arayışlarını sürdürüyor. Bazı üst düzey danışmanlar, askeri operasyonlara dönülmeden önce ekonomik baskının artırılmasını savunuyor. Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio, İran üzerindeki yaptırım seviyesinin olağanüstü bir boyutta olduğunu ve daha da artırılabileceğini belirtti. Rubio, dünyanın diğer ülkelerinin de rejimi taviz vermeye zorlamak için uygulanan yaptırımlara katılmasını umduğunu dile getirdi.
İran tarafı, Hürmüz Boğazı'nın açılması karşılığında gemi ablukasının kaldırılmasını içeren bir teklif sundu. Teklifte, İran'ın nükleer programının müzakereye açılması da yer alıyor. Ancak Trump'ın nükleer programın durdurulmasını öncelik olarak görmesi nedeniyle bu öneriye sıcak bakmadığı belirtiliyor. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, başkanın kırmızı çizgilerinin net bir şekilde iletildiğini vurguladı. Masadaki teklifin, nükleer müzakereleri ertelediği gerekçesiyle Trump tarafından yeterli bulunmadığı ifade edildi. Nükleer silahsızlanma hedefi, ABD'nin en önemli şartı olmaya devam ediyor.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve petrol tankerlerinden geçiş ücreti talep etmesi, gerilimin tırmanmasına neden olan unsurlardan biri. Dünya ham petrol arzının önemli bir kısmının geçtiği bu su yolunda, ABD ordusu İran bayraklı gemileri hedef alırken, İran da ABD müttefiki gemilere yönelik eylemlerde bulunuyor. Bazı gemilerin ablukaları aşmayı başarmasına rağmen, ABD yönetimi savaşta kullanılabilecek kaçak malzeme taşıdığı iddia edilen tankerlere el koymaya devam ediyor. İran da benzer şekilde tankerlere el koyuyor. Trump, nükleer program endişeleri giderilene kadar deniz ablukasının kaldırılmayacağını belirtti.
Bu sırada ABD, ablukanın hedef listesini genişletti. Hazine Bakanı Scott Bessent, finansal kuruluşlar ve nakliye şirketlerinin de hedef alınacağını duyurdu. ABD'nin yaptırımlarının Çin'deki küçük rafinerileri bile kapsayacak şekilde uygulanacağı belirtildi. İran'ın bu hamleye nasıl karşılık vereceği henüz bilinmiyor. Üst düzey bir yetkili, durumu, "Her yönden gelen maksimum baskı bulunuyor. Bu durum askeri harekat anlamına da gelebilir ancak son karar başkana aittir" sözleriyle özetledi. Trump yönetimi, bu baskının İran'ı petrol kuyularını kapatmaya zorlayacağını ve büyük ekonomik hasara yol açacağını düşünüyor.