Birleşik Krallık'ın çeşitli şehirlerinde, özellikle Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast'ta, göçmen karşıtı protestoların ardından şiddet olayları yaşandı. Pazartesi ve Salı akşamı Belfast sokaklarında araçların yakıldığı, çöp kutularının ateşe verildiği ve yoğun dumanların yükseldiği görüldü. Olaylar, geniş mahallelere yayılarak kontrol altına alınması için polis ekiplerinin yoğun çaba göstermesine neden oldu.
Kuzey İrlanda Sosyal Demokrat ve Emek Partisi lideri Claire Hanna, BBC'nin Newsnight programında yaptığı açıklamada, göçmen karşıtı şiddeti 'ırk temelli pogrom' olarak nitelendirdi. Hanna, mecliste yaptığı konuşmada, seçim bölgesindeki çocukların evleri yanarken yataklarından alındığını, maskeli kişilerin sokaklarda dolaşarak kapı kapı dolaşıp araçları, otobüsleri ve evleri tehdit edip ateşe verdiğini belirterek, insanların ten renkleri veya ses tonları nedeniyle terörize edildiğini ifade etti.
Çarşamba günü güvenlik güçleri Belfast'ta benzer şiddet olaylarının tekrarlanmasını engelledi. Ancak gösteriler ve olaylar Birleşik Krallık'ın diğer şehirlerine de sıçradı. Medya raporlarına göre, saldırılar özellikle ten renkleri nedeniyle hedef alınan kişilere yönelikti. Olayların başlangıç noktası olarak, sosyal medyada viral olan bir bıçaklı saldırı videosu gösteriliyor. Videoda bir erkeğin yerde yatan başka bir erkeğe defalarca bıçakla saldırdığı görülüyor. Ağır yaralanan kurban hastaneye kaldırıldı. Saldırgan ise olay yerinde gözaltına alınarak 'öldürmeye teşebbüs' suçundan yargılanacak. Kurbanın 44 yaşında İrlandalı, şüphelinin ise 30 yaşında Sudanlı olduğu bildirildi.
Kuzey İrlanda Başbakanı Michelle O'Neill ve İngiliz Başbakanı Keir Starmer, şiddet olaylarını kınayarak sorumluların hesap vereceğini belirtti. Ayrıca, sosyal medya platformlarında ırkçılığı ve yabancı düşmanlığını körükleyen kişilere yönelik eleştirilerde bulundular. Bazı aşırı sağcı grupların, Birleşik Krallık'ın göçmenlik politikalarını protesto etmek amacıyla gösteriler düzenleme çağrıları yaptığı gözlemlendi.
Belfast'ta yaşanan şiddet olayları, 2024 yazında İngiltere'nin Southport kasabasında üç kız çocuğunun hayatını kaybettiği toplu bıçaklama olayı sonrası patlak veren ırkçı isyanları akıllara getirdi. Olayların ardından, özellikle Robinso gibi aşırı sağcı gruplar tarafından şüpheli hakkında dezenformasyon yayarak çevrimiçi ırkçı şiddeti sistematik olarak körüklemeye çalıştığı iddia edildi.
Gözlemcilere göre, bu haftanın en şiddetli olayları, Belfast'ın geleneksel olarak sendikacıların güçlü olduğu ve çoğunlukla Protestan işçi sınıfı topluluklarının yaşadığı bölgelerinde yoğunlaştı. 1998'deki Hayırlı Cuma Anlaşması'nın onlarca yıllık çatışmalara son vermesine rağmen, hem sendikacı hem de milliyetçi topluluklarda ihmal edilmişlik hissinin devam ettiği belirtiliyor. İşsizlik oranının yüksek olduğu ve birçok bölgede gelecek vaat eden fırsatların azaldığı ifade ediliyor. Brexit'in ardından, Kuzey İrlanda'daki birçok Protestan, Birleşik Krallık'ın geri kalanından giderek daha fazla kopuk hissettiğini dile getiriyor.
2024 yılında, en şiddetli isyanlar İngiltere'nin kuzeyindeki Sunderland, Middlesbrough ve Hull gibi yıllardır gerileme yaşayan eski sanayi bölgelerinde yaşanmıştı. Yüksek enflasyon oranları, durgun ücretler ve kemer sıkma politikalarıyla zayıflayan Ulusal Sağlık Servisi (NHS) gibi kamu hizmetleri, varoluşsal korkuları artırdı. Bu hafta, olaylar İngiltere'nin güneyindeki Southampton şehrine de yayıldı; bu şehirde 18 mahalle, ülke genelindeki en yoksul %10'luk dilim arasında yer alıyor.
Göçmen karşıtı tartışmalar Birleşik Krallık'ta yeni bir olgu değil. Ardışık Muhafazakar hükümetler, istenmeyen göçmenleri işleme alınmak üzere Ruanda'ya gönderme yönündeki tartışmalı politikayı hayata geçirmeye çalıştı. Eski Başbakan Rishi Sunak, 2023'te Fransa'dan Manş Denizi'ni geçen küçük tekneleri kastederek 'botları durdurma' sözü vermişti. Reform UK partisinin lideri Nigel Farage gibi aşırı sağcı politikacılar, İngiliz siyasetinde yabancı düşmanı söylemleri ve göçmen karşıtı kampanyaları normalleştirmeye yardımcı oldu. Farage ve Boris Johnson, Brexit gerçekleşirse Birleşik Krallık'ın sınırlarını 'geri alacağı' vaadinde bulunmuştu. Brexit'e rağmen göçmenlik oranları yüksek kaldı ve bazı seçmenler devletin kendilerine ihanet ettiğine inanıyor.
Starmer, sokaklarda bu tür şiddet olaylarına 'tolerans gösterilmeyeceğini' ve faillerin 'yasanın tüm gücüyle' yüzleşeceğini belirtmişti. Ancak şiddetin ne kadar hızlı bastırılacağı belirsizliğini koruyor. 2024'teki olayların bastırılması birkaç gün sürmüştü.