Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Zirvesi öncesinde yayımlanan makalesinde, 21. yüzyılın 'Türk Dünyası Yüzyılı' olacağına inandığını belirtti. Makalede, Türk dünyasının birliğinin, ortak tarihten gelen mirasın ve gelecek şekillendirme iradesinin en güçlü tezahürü olduğu vurgulandı.
Asırlar boyunca farklı coğrafyalarda ortak kaderi paylaşan kardeş halkları birbirine bağlayan bağların, TDT çatısı altında siyasi, beşeri, ekonomik ve kültürel dayanışmanın temellerini oluşturduğu ifade edildi. Türk dünyasının büyük potansiyelinin ortak hedefler doğrultusunda harekete geçirilmesi, birliğin somut kazanımlarla güçlendirilmesi ve gelecek nesillere daha güçlü bir Türk dünyası bırakılmasının tarihî bir sorumluluk olduğu kaydedildi.
Ankara'da 'Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik' temasıyla düzenlenecek zirvenin, bu müşterek iradenin pekişeceği önemli bir buluşma olduğunu belirten Erdoğan, Azerbaycan'dan devralınacak dönem başkanlığının, Türk dünyasının ortak hedeflerine ulaşması ve Teşkilatın kurumsal gücünün artırılması açısından tarihî bir sorumluluk olarak değerlendirildiğini aktardı. İsmail Gaspıralı'nın birlik ülküsünün TDT faaliyetlerine ilham kaynağı olduğu ve Nahçıvan'da atılan temeller üzerinde yükselen Teşkilatın her geçen gün daha etkili bir yapıya kavuştuğu ifade edildi. Kardeşliği gelecek nesillere taşıyacak güçlü kurumlarla tahkim etmenin ve ortak iradeyi projelerle kalıcı kazanımlara dönüştürmenin zamanının geldiği vurgulandı.
Dünya siyasetinin köklü bir değişimden geçtiği, uluslararası sistemin adalet ve güven tesisinde zorlandığı, savaşlar ve krizlerin geniş coğrafyaları etkilediği bir dönemde Türk devletleri arasındaki dayanışmanın stratejik bir zaruret haline geldiği belirtildi. Ortak irade etrafında kenetlenen Türk devletlerinin, en çetin sınamaları aşacak ve kendi istikballerini tayin edecek kudrete sahip olduğu vurgulandı. Türk dünyasının birliğinin temelinin, her bir kardeş ülkenin egemenliğine, bağımsızlığına ve millî iradesine duyulan saygı olduğu, bu birliğin ortak değerler kadar karşılıklı güven ve menfaatler üzerinde yükseleceği ifade edildi.
Türk dünyasının ekonomik bütünleşmesinin Teşkilatın öncelikleri arasında yer aldığı belirtildi. Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru'nun bu bakımdan tarihî bir fırsat sunduğu, Türk coğrafyasının küresel ulaştırma ve lojistik ağlarının önemli merkezlerinden biri olma imkânına sahip olduğu kaydedildi. Demir yolları, limanlar, kara yolu bağlantıları ve gümrük sistemlerinin birbirini tamamlayan bir bütün olarak geliştirildiği aktarıldı. Hazar'ın iki yakasını birbirine bağlayan her yatırımın, kardeş ülkeler arasındaki ticareti büyüteceği ve ortak refaha katkı sağlayacağı ifade edildi.
Bu doğrultuda Türk Yatırım Fonu'nun daha etkin kullanılacağı, ülkeler arasındaki ticaretin önündeki engellerin aşılacağı, üretim ve yatırımda karşılıklı güce güç katılacağı belirtildi. Enerji kaynakları, yenilenebilir enerji potansiyeli ve iletişim altyapısının müşterek hedefler doğrultusunda en etkin şekilde değerlendirileceği aktarıldı. Türk dünyasının dört bir yanındaki imkânların aynı istikamette harekete geçirilerek üretim, ticaret ve teknolojideki kazanımların büyüteceği ifade edildi.
Ekonomik alanda tesis edilen dayanışmanın güvenlik sahasında da sürdürüldüğü, terörizm, sınır aşan suçlar, siber tehditler ve doğal afetler karşısında imkânların birleştirilerek birlikte hareket etme kabiliyetinin geliştirileceği anlatıldı. Savunma sanayiinde tecrübelerin buluşturulacağı, yerli ve millî teknolojilerin geliştirilerek müşterek üretim kapasitesinin artırılacağı vurgulandı.
Birliğin en kıymetli dayanağının ortak medeniyet şuuru olduğu belirtildi. Hoca Ahmet Yesevi'nin hikmeti, Ali Şir Nevai'nin kelamı, Nizami Gencevi'nin irfanı, Mahtumkulu Firaki'nin mısraları, Yunus Emre'nin gönül dili ve Cengiz Aytmatov'un kalemi gibi değerlerin, büyük medeniyetin geleceğine ışık tutan nişaneler olduğu değerlendirmesinde bulunuldu.