1960'lı yıllarda 'Delivery Kitchen' adlı bir sistemle pizzaların yolculuk sırasında pişirilmesi fikri hayata geçirildi. Bu amaçla özel araçlar mutfak ekipmanlarıyla donatıldı. Araçların içinde su tankları, buzdolapları, tezgahlar ve çift katlı fırınlar bulunuyordu.
Müşteriler telefonla sipariş verdiğinde, merkezdeki görevliler telsiz aracılığıyla en yakın pizza aracına yönlendiriliyordu. Böylece hazırlık süreci, aracın müşteriye ulaşması beklenmeden yolculuk sırasında başlıyordu. Sistem kapsamında yaklaşık 25 farklı pizza seçeneği sunuluyordu.
Mobil mutfak fikri, sıcak pizzanın müşteriye zamanında ulaşmasını sağlamak amacıyla geliştirildi. Ancak hareket halindeki araçlarda gıda malzemelerinin korunması, hijyenin sürdürülmesi ve pişirme işleminin güvenli bir şekilde gerçekleştirilmesi önemli zorluklar barındırıyordu. Dönemin teknolojisinin, böylesine karmaşık bir sistemi verimli bir şekilde çalıştırmak için yeterli olmadığı belirtiliyor.
Pizza uzmanları, hareket halindeki bir araçta hamurun hazırlanması ve fırına yerleştirilmesinin oldukça güç olduğunu, malzemelerin kayması ve pişirme kalitesinin düşmesi gibi sorunların kaçınılmaz hale geldiğini ifade ediyor. Bu nedenlerle sistemin yaygınlaşması mümkün olmadı.
Benzer bir konsept, 2015 yılında Kaliforniya merkezli Zume Pizza tarafından yeniden denendi. Şirket, özel kamyonlara yerleştirilen akıllı fırınlarla pizzaları teslimat sırasında pişirmeyi hedefledi. Ancak milyonlarca dolarlık yatırıma rağmen peynirin kayması ve kalite sorunları gibi problemler aşılamadı.
Sonuç olarak, hem 1960'lardaki ilk girişim hem de modern teknolojiyle desteklenen yeni denemeler, pizzayı hareket halindeyken pişirme fikrinin pratikte uygulanmasının sanıldığı kadar kolay olmadığını gösterdi.