Petrol fiyatları, 14 Ekim sabahı Asya işlemlerinde yeniden yükselişe geçti. Brent petrolün varil fiyatı 106 doların üzerine çıkarken, ABD ham petrolü WTI da 95 dolara yaklaştı.
Piyasalar, Suudi Arabistan'daki son saldırıların arz güvenliği üzerindeki etkisini değerlendirirken, Rusya'dan gelebilecek ek dizel akışının piyasayı ne kadar rahatlatacağı da tartışılıyor. Brent petroldeki artış, jeopolitik risk priminin yeniden güçlendiğini gösteriyor. Özellikle enerji altyapısına yönelik artan saldırılar, petrol üretimi, sevkiyat ve rafineri zincirine dair endişeleri canlı tutuyor.
13 Ekim akşamı Suudi Arabistan'ın Dahran kentinde Saudi Aramco'ya ait bir idari binanın hedef alınması, fiyatlamanın merkezinde yer aldı. Suudi makamları, olayda sınırlı bir yangın çıktığını ve can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Bu gelişme, son günlerde Riyad ve Dammam'daki sivil havacılık altyapısına yönelik saldırılarla birlikte değerlendiriliyor.
Piyasa açısından kritik nokta, saldırının doğrudan üretimi kesip kesmemesinden ziyade, enerji altyapısının tekrar hedef haline gelmesidir. Suudi Arabistan küresel petrol arzının önemli bir oyuncusu olduğundan, fiili bir üretim aksaması yaşanmasa bile her yeni saldırı, fiyatlara ek risk primi ekliyor. Aramco'nun operasyonlarının sürdüğüne dair mesajlar verilse de yatırımcılar, özellikle Doğu Bölgesi'ndeki tesisler ile sevkiyat hatlarının gelecekte nasıl korunacağını yakından izliyor.
Petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketin önünde bir denge unsuru daha bulunuyor. Piyasada, Rusya'dan dizel arzının artabileceği beklentisi, fiyatların daha sert yükselmesini şimdilik engelliyor. Dizel tarafındaki gevşeme ihtimali, rafineri ürünlerindeki sıkışıklığın bir kısmını hafifletebilir. Bu nedenle piyasada iki yönlü bir fiyatlama gözlemleniyor. Bir tarafta Suudi Arabistan çevresindeki çatışmaların arz riskini artırması, diğer tarafta ise rafine ürün tarafında ek arz beklentisi bulunuyor. Bu denge, petrolün yükselişini güçlü tutarken, kontrolsüz bir sıçramaya dönüşmesini şimdilik frenliyor.