Türk Medeni Kanunu'nun kabul edilişinin 100. yıl dönümü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan hukukçu Nazan Moroğlu, kanunun toplumsal dönüşümün ve kadın haklarının kazanılmasında önemli bir devrim niteliği taşıdığını belirtti. Moroğlu, 4 Ekim 1926'da yürürlüğe giren kanunun, kadınlar açısından 'gerçek anlamda bir kadın devrimi' olduğunu vurguladı.
Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından kazanımların kalıcı güvence altına alınması için kadınların ve kadın hukukçuların uzun yıllar süren mücadelesinin devam ettiğini ifade eden Moroğlu, hakların yasaya yazılmasının tek başına yeterli olmadığını söyledi. Moroğlu, Medeni Kanun'un kadını bağımsız bir birey olarak tanımasının en büyük dönüşüm olduğunu dile getirerek, tek eşlilik, resmi nikah zorunluluğu, boşanmanın mahkeme kararına bağlanması ve miras paylaşımında eşitlik gibi önemli kazanımlara dikkat çekti. Kanunun sadece aile hukukuna değil, kadının birey ve yurttaş olarak kabul edilmesinin hukuki temeline dayandığını belirtti.
Kadının yalnızca aile içindeki rolü üzerinden tanımlanmasının bireysel haklar açısından risk taşıdığını savunan Moroğlu, demokratik ve sağlıklı bir aile yapısının ancak eşit bireylerin özgür iradeleriyle kurulabileceğini söyledi. 2002'de yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu'na giden sürecin de yaklaşık 40 yıllık bir mücadelenin ürünü olduğunu hatırlatan Moroğlu, hakların tarihinden koparılarak tartışılamayacağını vurguladı.
Kitabında yer alan 'yoksulluk nafakası' konusuna da değinen Moroğlu, nafakanın yalnızca kadınlara tanınmış bir hak olmadığını, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen ve kanuni koşulları taşıyan her iki tarafın da talep edebileceğini açıkladı. Anayasa Mahkemesi'nin kadının evlenmekle eşinin soyadını almasını zorunlu kılan düzenlemeye ilişkin iptal kararının ardından yeni bir düzenleme beklendiğini belirten Moroğlu, eşit haklara sahip eşlerin aile adı konusunda da eşit haklara sahip olması gerektiğini savundu.
Moroğlu, Medeni Kanun'un 100. yılının geçmişi kutlamanın ötesinde, geleceğe karşı sorumluluğu hatırlatan bir dönüm noktası olduğunu ifade etti. Hukukun ancak onu bilen, kullanan ve koruyan yurttaşlarla yaşayacağını belirten Moroğlu, kadınlara haklarının bilincinde olmaları, geri adımların farkında bulunmaları ve eşitlik mücadelesinden vazgeçmemeleri çağrısında bulundu. Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında, laik hukuk devleti ve hukuk birliği güvencesi altında, kadın-erkek eşitliğinin hayatın her alanında gerçekleştiği bir Türkiye için mücadeleye devam edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.