Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 81. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılmak üzere bulunduğu New York'ta düzenlenen BM İklim Etkinliği'nde önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, son bir yılın kayıtlara geçen en sıcak dönem olduğunu belirterek, Nepal'de yaşanan sel felaketinin kaybedecek zamanın kalmadığını acı bir şekilde gösterdiğini ifade etti. Bu vesileyle Nepal halkına geçmiş olsun dileklerini yineleyen Cumhurbaşkanı, iklim hedeflerinin toplumsal ve ekonomik gerçeklerle buluşturulamadığı her önerinin başarısızlığa mahkum olacağını vurguladı.
Finansman ve teknolojiye erişimdeki eşitsizlikler sürerken, tüm ülkelerden aynı hızla ilerlemeleri beklenemeyeceğini belirten Erdoğan, iklim hedefleri ile kalkınma ve refah arasında güçlü bir bağ kurulabildiği ölçüde adil geçişin kalıcı hale getirilebileceğini söyledi. Erdoğan, toplantının hayırlı olması temennisinde bulunarak, katılımcılara Antalya'da tekrar bir araya gelme dileğiyle selamlarını iletti.
ABD ile stratejik işbirliğinin her alanda geliştiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi ilişkilerdeki ahengin ekonomik ve ticari ilişkilere de yansıtılmasını arzu ettiklerini dile getirdi. Türkevi'nde düzenlenen Türkiye-ABD İş Konseyi Toplantısı'nda konuşan Erdoğan, Amerikan Ticaret Odası, iş konseyleri ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu'na teşekkür etti. Ekonomi programının mevcut durumu hakkında bilgi veren Erdoğan, programın dört temel bileşeninin fiyat istikrarı, mali disiplin, sürdürülebilir dış denge ve yapısal dönüşüm olduğunu aktardı.
Erdoğan, son bir yılda bölgedeki savaşlara rağmen bu dört ilkenin tamamında gözle görülür ilerlemeler kaydedildiğini vurguladı. Temel mal enflasyonunun 2020'den, kira enflasyonunun ise son dört yılın en düşük seviyesine indiğini belirtti. Savaşın etkileri olmasaydı 2026'da enflasyonun yüzde 20'lerin başında olacağını, mevcut koşullarda ise yılı yüzde 28 civarında tamamlamayı öngördüklerini ifade etti. 2027'nin dezenflasyon açısından daha güçlü bir yıl olacağına inandığını söyledi. Mali disiplin konusunda oldukça iyi bir konumda olduklarını, akaryakıt fiyatlarındaki artışlardan vatandaşları ve reel sektörü korumak amacıyla vergilerde indirime gidildiğini ve buna rağmen bütçede hedefinin ötesinde bir performans sergilendiğini belirtti. Yılın milli gelire oranla yüzde 3,1 bütçe açığı ile kapatılacağını, benzer ülkelerde bu oranın ortalama yüzde 6'ya yaklaştığını söyledi. Kamu borcunun milli gelire oranının ise gelişmekte olan ülkelerde ortalama yüzde 78 iken Türkiye'de yüzde 22'nin altında olduğunu vurguladı. Dış dengede de enerji fiyatlarındaki artışa rağmen cari açık ve dış borç göstergelerinin son 20 yıllık ortalamaların altında tutulduğunu kaydetti.
Asıl meselenin verimlilik olduğunu ve bu nedenle yapısal dönüşümün programın merkezine yerleştirildiğini dile getiren Erdoğan, yeşil dönüşüm konusunda iddialı olduklarını ve bu yıl Antalya'da COP31'e ev sahipliği yapacaklarını hatırlattı. Sanayide katma değeri artırmak için hedefli ve seçici politikalar uyguladıklarını, yapay zekada güç katacak ve dijital dönüşümü destekleyecek altyapı yatırımlarını hızlandırdıklarını belirtti. Sağlık alanında Ankara'da kurulmakta olan endüstri bölgesiyle yatırımcılara güçlü teşvikler sağlandığını ifade etti. Bölgesel potansiyeli harekete geçirmek için Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda kararlılıkla ilerlediklerini sözlerine ekledi. Erdoğan, Türkiye'nin şoklara yalnızca tepki veren değil, şoklara direnç kazanmış, dayanıklılığa, verimliliğe ve ekonomik güvenliğe yatırım yapan bir ekonomi olduğunu vurguladı.
Diplomatik ilişkilerin 100. yılına yaklaşılırken Amerika ile stratejik işbirliğinin her alanda geliştirildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi ilişkilerdeki ahengin ekonomik ve ticari ilişkilere de yansıtılmasını arzu ettiklerini söyledi. Bu alanda ciddi bir potansiyel olduğunu, yakın dönemde enerji, havacılık ve diğer kritik sektörlerde önemli anlaşmaların sonuçlandırıldığını kaydetti. Amerika'nın LNG tedarikçileri arasında birinci sırada yer aldığını ve Avrupa'da Amerikan kaynağını tercih eden ülkelerin başında gelindiğini belirtti. Bu işbirliğinin nükleer dahil enerjinin tamamına genişletilmesinin hedeflendiğini ifade etti. Erdoğan, ekonomik münasebetlerin yalnızca ticaret rakamları üzerinden okunmasının doğru olmadığını, küresel ekonomik düzenin yeniden kurgulandığı bir dönemde Türkiye ile stratejik bir ekonomik işbirliği modeline ihtiyaç olduğu kanaatinde olduğunu sözlerine ekledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, çatışmaların geride kalmasıyla bölgede beş büyük dönüşümün hızlanacağına işaret etti. Bunlardan birincisinin, tedarik zincirlerinin yeniden konumlanması olduğunu, şirketlerin artık yalnızca en ucuz yeri değil, en güvenilir yerleri tercih ettiğini belirtti.